Bu Eylül Bi Harika Dostum!

Görsel

Beste Bal

1 Haziran günü şehrin merkezinden fersah fersah uzakta bir yere taşındım: Çekmeköy. Nasıl bir yer olduğuna şöyle bir bakayım dediğimde iki ayrı uçta yaşandığını gördüğüm, traktör kazaları ile lüks sitelerin pazarlandığı haberlerin iç içe geçtiği bir kolaj karşıladı beni.

Tam benim taşınacağım zamanda şehir ayaklandığı için bir türlü toparlayamadığım eşyalarım, 1 Haziran sabahı bulabildiğim kolilerin içine atıldı öylece; poşetler, gazeteler paket niyetine kullanıldı, buna rağmen de toparlanamadı. Sonrasında 3 kere daha o eve gidip eşya topladım. Ama işte apar topar çıkıverdim evimden, o ‘hüzünlü ayrılık anı’nı pek sonraya bırakarak. Yolunda ahlar oflar çeke çeke getirip attık eşyaları eve, 15 gün sonra yerleşmek üzere.

Bu sırada ben Gezi’ye taşınmaya karar verdim. Çekmeköy çekilir çile değildi zira. Ne yapıp ne edeceğimi bilmiyor hayıflanıp duruyordum sadece. Yaşayacağımız site asker emeklisi ailemin rüya sitesi, çoğunlukla TSK ailelerinin yaşadığı bir emekli diyarıydı. Tam da aramadığım ölü toprağı! Komün kurulmuş, ben siteye taşınıyorum! Hayatımın en feci çelişkilerini yaşadığım zamanlar… Bir an önce evde kendi payıma düşene el atıp sonra mümkünse Gezi’deki ‘yaşam’ıma devam etme derdi ile geldik Haziran sıcağının ortasında, koşturuyoruz.

Soluklanırken camdan bir baktım, arka taraf çadırdan geçilmiyor. Çocuklar kurmuşlar çadırlarını, baya orada yaşıyorlar. Çadırı gören ebeveynine koşuyor ‘hadi bana da alalım’ diye, bir saate kalmadan yenisi ekleniyor. Tabii bunca zamandır hayatı çadır kur-yakılsın denkleminde geçen bir insan olarak babama ‘yönetim nasıl izin veriyor’ diye soruyorum – evet, bunu sordum cidden. Elbette kendisinin alakası yok bu işlerle, ‘ne bileyim’ diyor, ben şaşkınlığımla devam ediyorum çalışmaya. Kendimi kaybettiğim bir sürenin ardından dışarıdan gelen ‘Her yer Taksim her yer direniş’ sloganıyla bir irkiliyorum. Mümkün değil! Çok mu yoruldum artık diyorum, yoo baya baya slogan atılıyor. Çocuklar atıyor! Kimisi bisikletiyle slogan atarak dolaşıyor, kimisi eller/yumruklar havada bağır çağır… Oyun mu oynuyorlar, hani bazıları da polis mi oldu diye bakıyorum. Yok, hepsi direnişçi. Hiçbiri kolluk gücü olmamış. Aileler mi soyunacak acaba diyorum bu göreve, ailelerden de tık yok. Sessiz sakin siteyi çocuklar inletiyor. İnlete inlete evlere dağılıyorlar. Ben tabii mest olmuşum, yüzüm gülüyor. Annemler şokta! “Bu sitede ne kadar da çocuk var böyle, ama iyi ki de varlar,” diyorlar. Onlar da şenleniyor.

Aradan bir-iki saat geçiyor, bu defa ‘tencere tava hep aynı hava’ sesleri ile inliyor ortalık. Sadece bizim site de değil, hemen yanıbaşımızdaki mahalle, ardımızdaki sokak, karşıdaki site…  Çocukların ellerinde minik çınçınlar annelerin ellerinde tenceler tavalar, ışığını açıp kapatarak destek verenler… Hakikaten her yer Gezi! Az sonra çocuklar yeniden sokakta, bu defa el fenerlerini de almışlar. “Çadırkent”lerine doğru yola koyuluyorlar dizi dizi. Gece geç saatlere kadar oradalar. Siteyi gezen güvenlik görevlisi bir sorun var mı diye onların da yanına gidiyor:

– Bize müdahale edecek misin amca?
-Nasıl müdahale?
-Biber gazı sıkacak mısın mesela?
-Yok canım, neden sıkayım?
-E çadır kurduk işte?
– İyi yaptınız, hasta olmayın dikkat edin. Bir terslik olursa biz zaten buralardayız. Hah aferin, iyi yapmışsınız o el fenerlerini.

Ve müthiş bir mutsuzluk! Temsili direniş imkâanları da ellerinden alınıyor. Belki kışkırtabiliriz umuduyla adamın arkasından birkaç kez slogan atıyorlar, ama güvenlik görevlisi yerine bir site sakini çıkıyor cama:

– Evladım yeter ama!.. Tamam, her yer her yer de ananız babanız yok mu sizin? Girin artık evinize!

Hemen yuhalamalar başlıyor –ve amaçlarına ulaşıyorlar. İçlerinden görece büyük olan çocuklardan biri, ‘Tamam artık, yuhalamayı bırakın, şimdi evlerimize dağılalım sorunsuz bir şekilde yarın yine buradayız’ diyor, dağılıyorlar.

Çadırkent de merasimler de Vali Mutlu’nun ‘Gezi Parkı’na müdahale etmeyeceğiz’ deyip tozu dumana kattığı güne kadar sürdü. Sonra mücadelelerine evlerde devam etmeye karar verdiler.

Derken geldik Eylül ayına.

Az önce kapı çalındı, üç tane 10 yaşlarında çocuk ellerinde kitaplarla karşımdalar:

– Biz sitenin kafesine kütüphane kurduk, kitaplarımız da oradan. Bir bakmak ister misiniz?

Haliyle şaşkınlık efektleri veriyorum:

– Aa! Nasıl yani? Nasıl bir sisteminiz var?

-İsteyen okuyor, kiralıyor, satın alıyor. Bize kafenin arkasında bir oda da verdiler orada duruyor kitaplarımız.

Kitaplara bir bakıyorum, en başta Olasılıksız yer alıyor. Tamam, önemli olan niyet. ‘Ben size kitap bağışlayayım bir ara’ diyorum, heyecanla teşekkür edip gidiyorlar. Bende de bir garip mutluluk, işin başına dönüyorum, aklımda çocukların aylardır neler yaptıkları… Az sonra yeniden kapı çalıyor, karşımdalar.

-Hayırdır gençler?

-Ne zaman kitap bağışı yaparsınız, ona göre açık tutalım diyoruz da.

Heveslerini kursaklarında bırakma korkusuyla ‘ben bakmadım ama daha kitaplığıma, hızlıca bakayım getireceğim’ diyorum. Bir an yüzleri düşüyor gibi oluyor, ben de tedirgin oluyorum; önemsediğimi anlatmak için sorup soruşturmaya başlıyorum az önce sormayı unuttuklarımı. Derken bu işin detaylarını da alıyorum.

Sitemiz aslında pek de güzel okuyormuş kitapları. Çocuk kitapları biraz azmış, büyükler de kiralıyorlarmış. Kira paralarını da topluyorlarmış, daha sonra bağış yapacaklarmış. Nereye bağışlayacaklarını sorunca ya Mehmetçik Vakfı ya da LÖSEV diyorlar. İçlerinden biri de ‘bayram geliyor kurban keselim’ demiş. Dayanamayıp kurban fikri için ‘saçmalamayın, ne kurbanı’ diyorum. Neyse ki beraber gülüyoruz.

En kısa zamanda kitaplıkta buluşmak için sözleşiyoruz, onlar mutlu ben mutlu ayrılıyoruz.

Birbirimize dokundukça güzelleşiyor her şey ve yine Edip ses ediyor bana:


Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Bu Eylül sefa geldi hoş geldi!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s