BAŞLICA KENTSEL YAKLAŞIMLARDA CİNSİYET KÖRLÜĞÜ

İçinde: A. Alkan (2005) Yerel Yönetimler ve Cinsiyet: Kadınların Kentte Görünmez Varlığı, Ankara: Dipnot, s. 31-40.

http://www.pandora.com.tr/urun/yerel-yonetimler-ve-cinsiyet-kadinlarin-kentte-gorunmez-varligi/124504

Tarımsal üretimden ileri bir üretim düzeyine geçişe işaret eden kentleşmenin, bütün ürün yönetim ve denetim işlevlerinin kentlerde toplandığı, nüfus büyüklüğü, yoğunluğu ve heterojenliği, örgütleşme, işbölümü, uzmanlaşma ve ikincil ilişkilerde artışı birlikteliğinde getiren bir süreç olduğu genellikle kabul edilir (Keleş, 2002: 22). Tönnies’den Spengler’e uzanan Alman Toplumbilim Okulu’yla bu okulun fazlasıyla etkisinde kalmış olan Chicago Okulu’nun, kentsel toplumun kuramsal modelini kırsal topluma karşıt olarak ve ikincisinin birincisine dönüşümünün çözümlenmesi yoluyla oluşturma girişimlerine kentleşme sürecinin bu özellikleri temel oluşturur (Hatt & Reiss, 1957[1]; Burgess & Bogue, 1964). Kentlerin mekansal düzenlenme biçiminin toplumsal ilişkilerle kentsel kültüre etkisini araştırmaya yönelen Chicago Okulu’nun işlevselci yaklaşımı, kentin, “her biri kentsel yaşam ve ekonominin bütünü içinde özel bir işleve sahip olan doğal alanlardan oluştuğu ve yine her bir alanın kendine özgü kurumlar, gruplar ve kişilikleri barındırdığı” varsayımına yaslanıyordu. Öyle ki, bu çalışmalarla, örneğin, çocuk suçlarına en çok hangi özelliğe sahip kent bölgelerinde rastlandığı yönünde bir toplumbilimsel çıkarıma varılabiliyordu (Burgess & Bogue, 1964: 7). Modern anlamda ilk kentbilim okuluna ev sahipliği yapan Chicago Üniversitesi’nde yürütülen ve “insan çevrebilimi” olarak da anılan çalışmaların, 20. yüzyılın başlarından yakın dönemlere değin kent çalışmaları üzerinde önemli etkileri olmuştur (Duru & Alkan: 11-12). Firma ya da hanehalkı düzeyinde en çok yarar, kar, en az maloluş vb. amaçlara işaret eden ussal yerleşim yeğlemelerini açıklamaya çalışan kent ekonomistleri de bu çerçevede ele alınabilir.

– Erkek deneyimlerine yaslanan “açıklayıcı” karşıtlıklar

İnsan çevrebilimcilerine getirilen temel eleştiri, kentsel toplumu “mekansal kategoriler”le çözümleme girişimine yönelir. Bu okulun yaklaşımının “mekan fetişizmi” ya da “mekansal belirlenimcilik” olarak nitelenmesinin nedeni de budur. Kentsel mekan, bölünme ve farklılaşmalarıyla, olabildiğince soyut, yansız, politik süreçler ve insan pratiğinden bağımsız bir çalışma nesnesi olarak ele alınır (Martindale: 29; Keskinok: 13-5; Werlen: vii-viii,137). Mekanın toplumsal ilişkiler ve iktidardan bağımsız ele alındığı, kentsel toprak kullanımındaki ayrışmaların doğalmışçasına ele alınıp yansızlaştırıldığı bu geleneksel yaklaşımın cinsler arası ilişkiler ve her bir cinsin mekanla farklılaşan ilişkisi bağlamında söyleyecek pek bir sözü yok gibi görünse de….

[1] Hatt & Reiss derlemesindeki dört makalenin (Hatt & Reiss, Sjoberg , Harris & Ullman ve Wirth) Türkçe çevirisi için bkz. Duru & Alkan, 2002: 27-206.

Devamı :

Kentsel Yaklaşımlar-Cinsiyet Körlüğü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s